![]() |
Fotoğraf : Seval Danışman |
BEKLEYİŞ
Salih,
bu yılın başında yetmiş sekiz yaşına girdi. Dört yıl önce
eşini kaybettikten sonra, can yoldaşı olarak Shar Pei cinsi bir
köpek sahiplendi. Adını Bakır koydu. Her gün olduğu gibi
köpeğiyle sabah gezisinden eve dönüyordu.
Tam
kapıdan eve girerken telefonu çaldı. Arayan, 68 kuşağından
mücadele arkadaşı Kadir'di. Ankara'da yaşıyordu. Lafı uzatmadan
konuya girdi.
-
Salih,
dün akşam bizim torunu Saraçhane’de gözaltına almışlar.
Avukatlar ilgileniyor ama, sen de gidip bir bakar mısın? Ne olup
bitiyor, öğrenebilir misin lütfen?
Salih kısa bir şaşkınlıktan sonra, kafasını toparladı.
-
Tamam dostum, torunun kimlik bilgilerini bana mesaj at, ben hemen
gidip bilgi almaya çalışırım ve seni ararım.
Salih,
hızla hazırlanıp, dolaptan büyük Türk bayrağını aldı,
pencereye astı ve kapıya yöneldi. Bakır da onun peşinden kapıya
doğru gidince, Bakır'ın başını okşadı.
- Sen kalıyorsun Bakır. Sakin ol ve beni bekle.
Salih
aceleyle kapıyı çekip evden çıkınca, Bakır ön patileriyle
Salih'in açık bıraktığı pencereye çıktı ve beklemeye
başladı.
Emniyet
Müdürlüğü önünde gözaltına alınan gençlerin aileleri
gergin bir bekleyiş içindeydiler. Salih, yoldaşının torunu için
bir iki avukat ile görüştü. İfadesinin henüz alınmadığını,
beklemede olduğunu öğrendi. Hemen Kadir'i aradı.
- Emniyet önündeyim, gelişmeleri takip ediyorum.
Kadir yorgun sesiyle,
- Sen artık bekleme lütfen. Avukatlar ifadelerin geceye kalabileceğini söylüyorlar.
Salih, hafif bir iç geçirerek,
-
Biz emniyette, cezaevi kapılarında, fabrika önlerindeki grev
çadırlarında ne bekleyişler yaşadık be dostum. Buradayım, bu
gençlerin yanındayım,
dedi ve telefonu kapattı.
Gergin
bekleyişi sürdüren genç ailelerle saatlerce moral verici
sohbetler yaptı. Öğleden sonra telefonu yine çaldı. Bu kez
arayan komşusuydu.
- Salih abi, nerede kaldın? Bakır saatlerdir pencere kenarında seni bekliyor.
O anda evden aceleyle çıkarken camı açık bıraktığını hatırladı.
-
Hemen dönüyorum, haber verdiğin için teşekkür ederim.
Salih
evinin sokağına girdiğinde Bakır'ı patileriyle pencere kenarını
ve bayrağın ipini tutmuş şekilde beklerken gördü.
Aynı
saatlerde Saraçhane’de gözaltına alınan gençlerden bazıları
ifadelerini veriyor, bazıları özgürlüğüne kavuşmayı
bekliyordu.
Ve
akşam yaklaşırken caddelerde kalabalıklar toplanmaya başladı.
Ellerinde pankartlar, yüzlerinde umut vardı. Büyük ozan Nazım'ın
“Güzel günler göreceğiz çocuklar, motorları maviliklere süreceğiz”
dizelerini
haykırarak akşam başlayacak demokrasi ve özgürlük eylemini
bekliyorlardı.
Salih,
pencereden kalabalığa baktı. Bedeni biraz yorgun, ama yüreği
inanç doluydu. Umutla ve sabırla beklemeyi bilenlerdendi.
Fotoğraf : Seval Danışman
Öykü
: Hüseyin Kekiç
Nasıl güzel öykülemişsin arkadaşım. Umutsuz zamanlarda umut ektin kalbime. “Güzel günler göreceğiz çocuklar, motorları maviliklere süreceğiz” güzel günler en kısa zamanda insallah. Sevgiler
YanıtlaSil